GELİBOLU



Gelibolu Yardımadası Tarihi Milli Parkında gezilecek yerler

Gelibolu Savaş Alanları

           Eceabat

           Kilye Bilgilendirme ve Danışma Merkezi

        İstanbul yolu üzerinde ve Eceabat'a takriben bir kilometre uzaklıkdadır. Bu yıl Onsekiz Mart'ta Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılışı yapılacak olan bilgilendirme merkezinde Çanakkale Savaşı'yla ilgili birtakım görsel panolar ve canlandırmalar yapılması planlanmaktadır. Savaş alanlarına gitmeden önce buranın ziyaret edilmesi ön bilgi bakımından yararlı olacaktır. 

          Kabatepe Müzesi 

       1985 yılında açılan bu müze Kilye Bilgilendirme Merkezi'nden yaklaşık 10 kilometre kadar uzakta Kabatepe Limanı yolu üzerindedir. İçerisinde çok miktarda fotoğraf, haritalar ve savaş eserleri bulunmaktadır. Savaş alanlarından toplanan bu eserler ziyaretçiye Çanakkale Savaşı'yla ilgili iyi bir fikir vermektedir. 

          Arıburnu (Anzak) 

          Anzak Koyu 

       Kabatepe Müzesi'nden yaklaşık üç kilometre uzaklıkta olan bu koya 1985 yılında resmi olarak bu ad verilmiştir. 1915 yılında sabah 4.30 da Anzaklar'ın buraya ayak basmalarından dolayı büyük önem kazanmıştır. 600 metre uzunluğundadır ve savaş sırasında Anzaklar'ın üssü olarak kullanılmıştır. 

          Anzak Koyu Kitabesi 

       Anzak Koyu'nun kuzey ucundaki burunda (Arıburnu) bulunan bu kitabe Atatürk'ün 1934 yılında Anzaklar için zamanın içişleri bakanı Şükrü Kaya'ya okutturduğu mesajın sözlerini içermektedir. Oldukça etkili olan bu sözler birçok kişinin ağlamasına neden olmaktadır. Hemen yanında bir Anzak mezarlığı bulunmaktadır. 

          Anzak Tören Alanı 

       Anzak Koyu Kitabesi'nden 500 metre uzaklıkta bulunan bu alan 2000 yılında Avusturalya ve Yeni Zelanda Başbakanları tarafından açılışı yapılmıştır. Buranın gerçek adı Arıburnu Koyu'dur. Heryıl Anzak törenleri burada yapıldığı halde basında törenlerin Anzak Koyunda yapıldığı yazılmaktadır. Burada bulunan Anıt Duvar'da savaşla ilgili 10 adet yazıt bulunmaktadır. Okumaya değer savaşın kısa bir özetini içermektedir. 

          Kanlı Sırt (Lone Pine) 

        Anzak Tören Alanı'nı ziyaret etdikten sonra geri dönüp dört beş kilometre ilerleyince solda bir yol görürüz bu yolu takip ettiğimizde Arıburnu cephesinde bulunan bir çok Anıt ve mezarları görebiliriz. Bunlardan en önemlilerinden birisi Kanlı Sırt Türk Kitabesi ve Anzakların Anıt Mezarlığıdır. Türk Kitabesi hemen yolun sağında, Avusturalya Anıt mezarlığı ise biraz ileride yolun solundadır. Çanakkale Savaşın'da ölen 6000 kadar Avusturalya ve Yeni Zelanda askerleri anısına inşa edilmiştir.

İngilizce adını (Lone Pine) savaş sırasında türk siperlerinin yanında bulunan fakat daha sonra bombardımanlarda yıkılan bir çam ağacından almıştır. Türkçe adını ise ağustosta yapılan üç gün dört gece süren çok kanlı olan muhareben almıştır. İki alay komutanımız Tevfik bey ve İbrahim Şükrü bu muharebelerde şehit olmuşlardır. Bu muharebe sonunda Avustralyalılar'a yedi adet Viktoria madalyası verilmiştir. 

          57inci Alay Anıt Şehitliği 

        Kanlı Sırt anıtlarını ziyaret etdikten sonra  yol boyunca birçok siper tünel ve mezarlıklar görebiliriz. İki kilometre sonra Atatürk'ün meşhur alayı olan 57inci Alay için 1993 yılında Kültür Bakanlığınca yaptırılan bu anıt mezarlığa geliriz. Sembolik olarak yapılan bu mezarlıkta Çanakkale Savaşı'nda şehit 628 askerin adları sembolik mezar taşlarında mevcuttur. Kapı girişinde 1994 yılında ölen son gazilerimizden Hüseyin Kaçmaz'ın bir heykeli gözünüze çarpar. Ayrıca bir Mehmetçik heykeli ve duvarlarda röliyefler mevcuttur. 

         Conk Bayırı 

       57inci Alay Şehitliği'nden yukarıya doğru gittiğimizde birbuçuk kilometre sonra Conk Bayırı'na geliriz. Yol boyunca sola dönersek Mehmet Çavuş Anıtını (The Nek) görmek mümkündür. Conk Bayırı yolu üzerinde yolun solunda Mesudiye topunu görmek de mümkündür. Conk Bayırı'nda Yeni Zelanda Anıtı ve Mezarlığını, Atatürk'ün bir heykeli ve Fevzi Çakmak'ın kardeşi Nazif Çakmak'ın mezarını görebiliriz. Ayrıca Yeni Zelanda Anıtı'na varmadan yolun solunda Conk Bayırı Yazıtları'nı görebiliriz. Çok şiddetli geçen Conk Bayırı Muharebeleri üç gün sürmüş, her iki taraf da çok kayıp vermiştir.  On Ağustos günü yapılan nihai muharebede Atatürk’ün göğsüne isabet eden bir şarapnel parçası saatini parçalamış fakat kendisine bir şey olmamıştı. Saatinin parçalandığı yer üç büyük taş gülle ile işaretlenmiştir. 1925 yılında açılışı yapılan Yeni Zelanda Anıtı ve mezarlığı da Conk Bayırı muharebelerinde ölen 850 kadar yeni Zelandalı’nın anısına yapılmıştır. Her yıl 25 Nisan günü yapılan Anzak anma törenlerinde burada da bir anma töreni yapılmaktadır. Buraya gelen her ziyaretçi buranın stratejik önemini çok kolayca anlar. Bir tarafta Çanakkale Boğazı diğer tarafta da Ege Denizi kolayca görülür. Sisli havalar hariç. Bazı günler Kaz Dağı’nıda (İda Dağı)görmek mümkündür. 

         Kemalyeri 

       Conk Bayırını ziyaret ettikden sonar trafik işaretlerini takip ederek sağadaki yoldan devam edersek bir iki kilometre sonra  Kemal Yerine geliriz. Topçular sırtında bulunan bu Anıt Kitabe Atatürk’ün muharebeyle ilgili söylediği çok güzel sözleri içermektedir. Atatürk savaşın ilk günü buraya karargahını kurmuş daha sonra da Kolordu karargahı olmuştur. Atatürk (Mustafa Kemal bey) adına buraya Kemalyeri denmiştir. Buradan Arıburnu muharebe hattı çok güzel görünmektedir. 

         Seddülbahir ( Cape Helles) Cephesi 

       Şehitler Abidesi 

      Kemalyeri’nden ilerleyip tekrar Kabatepe müzesine geliriz. Müzeye girmeyip sola Ege Denizi boyunca giden yoldan devam edersek- güneye doğru otuz kilometre sonra Yarımada’nın uçundaki heybetli Mehmetçik Abidesine geliriz. Morto Koyu’na bakan hisarlık tepesine inşa edilen ve açılışı 1960 yılında yapılan bu Anıt Çanakkale Muharebeleri’nde kaybettiğimiz 200 bin kadar yaralı şehit ve esirler adına yapılmıştır. 41 metre yüksekliğindedir ve altında bir de müze bulunmaktadır. Etrafında röliyefler ve çeşitli kompozisyonlar bulunan diğer küçük anıtlar ve tarihi eserler de mevcuttur. Boğazın tam girişine inşa edilen ve geceleri aydınlatılan bu Anıt çok uzaklardan görülebilir. 

       Yahya Çavuş Anıtı 

       Şehitler Abidesi’ni ziyaret ettikden sonra sahil yolunu takip ederek Seddülbahir Köyü’nü geçip Ertuğrul Koyu’na hakim bir sırtta bulunan  Yahya Çavuş Anıt Mezarı’na geliriz. Bu Anıt mezar Türk direnişinin bir sembölüdür. Buradaki muharebelerde çarpışan ve şehit düşen Yahya Çavuş ve takımındaki diğer arkadaşları anısına yapılan ilk Türk anıtlarından biridir. Truva tahta at hilesini tekrar uygulamaya çalışan Yunan hayranı İngiliz’lerden Türkler bir bakıma Truvalılar’ın öcünü almıştır. Plan sökmemiş ve İnglizlere çok pahalıya mal olmuştur. Muharebe sırasında dökülen İngiliz kanından koyun elli metresi kırmızımsı bir renk almıştır. Bunu ziyaret ettikden sonra hemen yanında bulunan İngilizlerin Helles Abidesi’ni ve Seddülbahir Kalesini de ziyaret edebiliriz. 

      Seyyit Onbaşı Heykeli 

      Yahya Çavuş ve Seddülbahir Anıt ve mezarlarını ziyaret ettikden sonra aynı yoldan geri döneriz Alçıtepe köyünü geçtikden sonra sola dönmeyip sağdaki yoldan devam edersek yirmi kilometre sonra Kilitbahir köyüne varmadan yolun hemen kenarında solda 215 okkalık mermiyi kaldıran Havran’lı Koca Seyyid heykelini görürüz. 18 Mart Deniz Savaşı sırasında büyük yararlık gösteren Koca Seyyid hemen heykelin üstünde bulunan Mecidiye Tabyası’nda görevliydi. Burayı ziyaret ettikden sonra Fatih’in 1462 yılında yaptırdığı Kilitbahir Kalesi’ni ve Namazgah Tabyasını da ziyaret edebiliriz. 

        Çanakkale 

      Çimenlik Deniz Müzesi 

      Kilitbahir’den veya Eceabat’tan Boğazı geçip Çanakkale kentine gelirsek burada bulunan askeri müzeyi mutlaka ziyaret etmeliyiz. Boğaz Komutanlığı tarafından bakımı yapılan müzede Çanakkale Harbi’yle ilgili çok kiymetli eserler vardır. Ayrıca master ve doktora yapmak isteyenler için Çanakkale Harbiyle ilgili bin kadar kitap araştırmacıların hizmetine sunulmaktadır. Fatih’in yaptırdığı Çimenlik Kalesi’nde bulunan bu Deniz Müzesi ülkemizdeki Çanakkale harbiyle ilgili en önemli müzedir. Mutlaka görülmeli.

Gelibolu'nun Tarihçesi


Eski İç Liman ve Gümrük Binası

Antik çağdan beri Avrupa ile Asya arasında bir geçiş noktası pozisyonundaki Gelibolu, 25 Nisan 1915 tarihinde itilaf devletlerinin İstanbul'a ulaşmak amacıyla gerçekleştirdikleri saldırılara karşı verilen savunma harbinin zaferle sonuçlanmasıyla GALLIPOLI 1915 adıyla tarihe geçmiş ve ÇANAKKALE GEÇİLMEZ destanının gerçekleştiği topraklar olmuştur.
Antik dönemlerde Khersonesos olarak adlandırılan yarımadadaki tüm olayların odak noktası olmuştur. Kent, tarihi antik adı Hellespont olan Çanakkale Boğazı'ndaki ve yine antik adı Khersonesos olan Gelibolu Yarımadası'ndaki ilk yerleşime değin uzanır. Kent, Traklar ve Yunan koloni hareketi sırasında eski Yunanlılar tarafından ele geçirilmiştir. Kentin adının bu koloniler tarafından Kallipolis olarak değiştirildiği varsayılmaktadır. Daha sonraları Miletos, Foça ve Midilli'den gelen halk tarafından iskan edildi.
Büyük İskender M.Ö 336 yılında kral olduktan sonra Anadolu'ya geçmek için M.Ö. 334 yılında Gelibolu güzergâhını kullanmıştır. Sırasıyla Eski Yunan, Pers, Makedonya, Bergama ve Romalılar'ın istilasına uğrayan kent, Romalılar ve Bizans döneminde çok önem kazanmış ve önemli bir liman ve geçit konumuna gelmiştir. Kent Bizans döneminde İmparator Jisitinianus zamanında bakımdan geçirilerek çevresindeki surlar onarılmış, kente erzak depoları yapılmıştır. Bu da bölgede bir merkez haline gelmesine neden olmuştur. 1190 yılındaki Haçlı Seferleri sırasında Alman İmparatoru Friederich komutasındaki Haçlı ordusu Anadolu'ya buradan geçmiştir. 1204 yılında kenti Venedikler, 1235 yılında Bizanslılar ve son alarak da 1311 yılında Osmanlılar ele geçirdi.
Bizans döneminde merkezi bir kent görünümüne kavuşan Gelibolu, Osmanlılar'ın fethinden sonra daha da önem kazanmış ve Türkler'in Avrupa ile ilişkilerinden bir merkez olarak kullanılmıştır. 1391 yılında Yıldırım Beyazıt buraya ilk tersaneyi kurdu ve başına Saruca Paşa'yı Boğaz Muhafızlığı Komutanı olarak atadı. İç kale onarıldı, harap durumdaki dış kale yıkıldı, iç liman elden geçirilerek girişine iki kule yapıldı ve bu kuleler arasına savunma amacıyla üç adet zincir gerildi.
Kanuni Sultan Süleyman'ın padişahlığı sırasında, bin Kaptan Paşalım Eyaleti konumunda olan Gelibolu, sınırları İnebahtı, Midilli, Kocaeli, Karireli, Rodos ve Mizistra sancaklarını içine alacak şekilde genişletildi ve merkez durumuna geldi.
I. Abdülhamit dönemine kadar süren durum, Boğaz Muhafızlığı'nın Çanakkale'ye alınmasıyla son buldu ve Gelibolu'nun önemi nispeten azaldı.
1854 yılındaki Kırım savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu'nun müttefiki durumunda olan İngiliz ve Fransız askerleri, Kırım'a gitmek için çıktıkları Gelibolu'yu bir üs olarak kullandılar ve harap durumdaki Çimpe Kalesi'ni onarak burasını cephanelik olarak kullandılar. Bu dönemde hayatını kaybeden Frnasız Askerleri için Gelibolu'nun içinde bir Fransız Mezarlığı bulunmaktadır.


Gelibolu adının kaynağı
Kentin hangi yüzyılda ve kimler tarafından kurulduğu bilinmemektedir. Ancak Truva kenti kadar eski olduğu varsayılmaktadır. Önceleri Critote olan kentin adı, Yunan koloni hareketi sırasında güzelşehir anlamındaki Kallipolis olarak değiştirilmiştir. Daha sonra Avrupa'da M.Ö 1500 yıllarında Kelt kökenli bir göç hareketi başlar, bugünkü Fransa halkının temelini oluşturan Keltler, günümüzde Fransa, Belçika, İsviçre ve Ren kıyılarını içine alan bölgeyi ele geçirmişler ve Romalılar tarafından bu bölgeye Galya, halkına da Galler adı verilmiştir. Galler olarak adlandırılan bu savaşçı halk M.Ö 281 yıllarında Trakya Krallığı'nın içinde bulunduğu bocalama döneminde Balkanlara, Çanakkale ve İstanbul Boğazları üzerinden de Anadolu'ya geçmişlerdir. M.Ö 278 yıllında gerçekleşen bu olay sırasında İstanbul'da onarılan kuleye Galata Kulesi, Anadolu'da Sakarya ve Kızılırmak havzasını kapsayan bölgeye de Galatiya adı verilmiştir. O dönemde Roma İmparatoru olan Augustus, sürekli huzursuzluk çıkaran Galler'i Anadolu'dan sürer ve Gelibolu'ya yerleşen bu halka izafeten bu bölgenin adı Gal Ülkesi anlamına gelen Gallipolis olarak değiştirilir. Osmanlı döneminde de bu isim gelibolu olarak değiştirilmiştir. Günümüzde dünyanın 12 yerinde kökeni Gal halkına dayanan Gallipolis adında yerleşim merkezi bulunmaktadır. Bunlar:

  • Kiklat adalarından Neksos adasındaki Gallipolis kenti
  • Bodrum yöresinde, Gökova'daki Gelibolu köyü
  • Anapolis yöresinde
  • Makedonya'da
  • İzmit-Gemlik arasında eski bir kent
  • İtalya'nın en güneyinde Pouilles bölgesindeki Gallipolis kenti
  • Kalekarya'da
  • Suriye'de
  • Etolya'da
  • Kıbrıs'ta
  • ABD'nin Ohio eyaletinde bir nehir kıyısında
  • Çanakkale Boğazı'ndaki bizim kentimiz

Gelibolu'da önemli günler

26 - 28 MAYIS
FETİH TÖRENLERİ

Gazi Süleyman Paşa'nın Rumeli'ye Geçişi ve Gelibolu'nun Fethi Törenleri
Türkler'in Rumeli'nde ilk fethettikleri yer olan Çimpe Kalesi'nde her yıl 26-28 Mayıs günleri üç gün süre ile törenler yapılmıktadır.

SARDALYA FESTİVALİ
İlçede Sardalya Festivali, 1976 yılında Gelibolu Turizm ve Tanıtma Derneği öncülüğünde Belediye'nin desteğinde başlatılmış, sırasıyla 1977, uzun bir aradan sonra 1987 ve 1988, tekrar uzun bir aradan sonra 1993 yılında gerçekleştirilmiştir. Gittikçe renkli bir görünüme bürünen Sardalya Festivali'nde yapılan sosyal, kültürel ve sportif etkinlikler bölge halkı tarafından da ilgiyle izlenmekte olup, son yıllarda katılım oldukça artmıştır.

2 EYLÜL
ATATÜRK'ÜN ZİYARETİ

Atatürk, Cumhurbaşkanı olduktan sonra ilçeyi ilk kez 2 Eylül 1928 tarihinde şereflendirmiştir. Bu mutlu gün ilk kez 1983 yılında 55. yıl kutlaması olarak yapılmış ve sonraki yıllarda da devam ettirilerek geleneksel hale getirilmiştir.

26 KASIM
GELİBOLU'NUN KURTULUŞU TÖRENLERİ

Kentimizin düşman işgalinden kurtuluş günü olan 26 Kasım tarihlerinde düzenlenmektedir.

Gelibolu yemekleri

SARDALYA KEBABI
Asıl adı bokluca kebaptır. Sardalye balığı hiç temizlenmeden, denizden çıktığı gibi, kömür üzerinde pişirilmektedir. Balığın içi yenirken temizlenir. Gelibolu'nun en meşhur yemeğidir.

PEYNİR HELVASI

Malzemeler

1 Kg.  Tuzsuz Beyaz  Peynir, 200 gr Un, 300 gr Şeker

( Şekerin miktarı isteğe bağlı olarak değiştirilebilir ) 


Gelibolu'nun tarihi peynir helvası keçi - koyun sütünden karışık olarak 35 dereceye kadar ısıtılan süt, peynir mayası ile mayalanır, 1 saat sonra maya tutan peynir çendeleye atılır ve süzülür. Kıvama gelen peynir tencere içerisinde ufalanır. Hafif ateşe konur, karıştırılır. Erimeye dönüp kaynamaya başladığı zaman un ilave edilip pişirilir. Oluşan pişmiş hamura şeker karıştırılarak ilave edilir. Helvamız bu aşamadan sonra servise hazırdır. Bu tarif Gelibolu' nun tarihi peynir hevlacısı Zafer Çiftlik Süt Ürünleri tarafından hazırlanmıştır.    

GELİBOLU LOKUMU
Mayalı hamurdan yapılmaktadır. Ispanakalı, kıymalı, peynirli ve bol soğanlı çeşitli vardır.

SÜT TARHANASI
Buğday, bulgur haline getirilir, sütle hamur yapılarak kurutulur.

SİMİT LOKUMU
Nohut mayasından hazırlanan hamur, maya tutuncaya kadar bekletirilir. Daha sonra fırın ateşinde pişirilir.

TAVUKLU MANTI
Bilinen bohça mantıya, tavuk veya hindi gibi yağlı kümes hayvanlarının etinin eklenmesiyle yapılır.Sos olarak, tercihe göre ilaveler yapılabilir.

AKITMA
Boza kıvamındaki mayalı hamur, hafifi yağlanmış toprak saçlara ince olarak dökülür, aralarına tavuk eti konur ve üzerine tavuk suyu dökülür.

LOKMA
Mayalı hamur, sıvı olarak kızgın bol yağa atılarak kızartılır.

TARAK PİLAVI
Deniz tarağı, pirinçle pilav yapılır. Limon sıkılarak ve tuz ilavesiyle afiyetle yenir.

TUZLU BALIK
Taze sardalye veya kolyoz balığı, temizlenerek, bir sıra kaya tuzu, bir sıra balık gelecek şekilde bir kaba dizilir. Balıkların birbirine değmemesine itina gösterilmelidir. Tuz da pişen balıklar bir ay içinde yenmeye hazır hale gelir. Tuzlu balığın servisi genellikle, bir gün önceden sirkeye yatırılarak yapılır. Sofraların aranılan soğuk mezelerindendir.

LAKERDA
Torik, palamut gibi büyük balıklar, baş ve kuyrukları çıkarılarak saat tatlı suda bekletilir. Daha sonra üçe bölünen balıkların içi temizlenerek; bir kaba önce ince tuz, sonra balık şeklinde dizilir ve en üstü yine tuz ile örtülür. Üzerine bir ağırlık konur. Bir hafta sonra içinde biriken sivi boşaltılır ve yerine ince tuzun suda eritilmesiyle elde edilen sıvı dökülür. Bir ay sonra lakerda olmuştur. Lakerda servisden saat önce kabından çıkarılarak tatlı suda bekletilir, zeytinyağı ve limonla servisi yapılır.

BALIK ÇORBASI
Kırlangıç, çarpan, iskorpit, mezgit, dülger gibi beyaz etli balıklardan yapılır. Önce bir kabın içinde etleri dağılmadan haşlanan balıklar süzülerek ayrılır. Suyuna patates, soğan maydonuz, havuç gibi sebzeler ve pirinç ilavesiyle çorba hazırlanır. İstendiği takdirde süzülerek ayrılan balıkların kılçıklarının çıkarılması kaydıyla çorbaya ilave edeler. Terbiye hazırlanır ve katılır. Çorba servise hazırdır.